Miras hukuku, bir gerçek kişinin ölümü üzerine, bu kişinin malvarlığının (terekesinin) kimlere ve nasıl intikal edeceğini belirleyen hukuk dalıdır. Miras süreci sadece mal varlıklarını değil, murisin hayattayken sahip olduğu borçların yasal varisler arasında paylaştırılmasını da kapsar.
Hukukumuzda mirasçılar öncelik sırasına göre derecelendirilmiştir. Birinci zümre olan alt soy (çocuklar ve torunlar) varken, miras payı üst zümreye geçmez. Sağ kalan eş ise, mirasçı olduğu zümreye göre değişen oranlarda pay alır. Örneğin; çocuklar ile birlikte mirasçı olan eşin payı 1/4 iken, anne-baba zümresi ile birlikte olduğunda bu oran 1/2'ye yükselir.
Miras hukukunda her ne kadar "vasiyet özgürlüğü" olsa da, kanun murisin mirasının tamamı üzerinde tasarruf yapmasını engellemiştir. Eş, alt soy ve anne-baba gibi yakınların "Saklı Pay" adı verilen dokunulmaz hakları vardır. Eğer hazırlanan bir vasiyetname veya ölmeden önce yapılan bir bağış bu saklı payları ihlal ediyorsa, hak kaybı yaşayan mirasçılar Tenkis Davası açarak paylarını yasal sınıra çekebilirler.
Uygulamada mirasçıların en çok mağdur olduğu konu "muris muvazaası"dır. Murisin, sağlığında bazı mirasçılardan mal kaçırmak amacıyla tapuda "satış" gibi gösterdiği ancak aslında "bağışladığı" taşınmazlar için Tapu İptal ve Tescil Davası açılabilir. Bu davalar zamanaşımına tabi değildir ve mirasçıların saklı paylarını korumak adına hayati öneme sahiptir.
Eğer muris geride borca batık bir tereke bırakmışsa, mirasçıların bu borçtan sorumlu olmamak için mirası reddetme hakkı vardır. Reddi miras süresi, mirasın geçtiğinin öğrenildiği tarihten itibaren 3 aydır. Bu sürenin geçirilmesi, borçların mirasçıya geçmesine neden olacağından hukuki yardım alınması kritiktir.
Büromuz, miras hukukunun hassas dengelerini gözeterek şu alanlarda kapsamlı hizmet vermektedir:
Miras paylaşımı aile içi dengeleri etkileyen bir süreçtir. Hak kaybına uğramamak ve uyuşmazlıkları hızlıca çözmek için yanınızdayız.
BİZE ULAŞIN